Sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Haziran 2008 Pazar

El Orfanato (2007)

Yönetmen: Juan Antonio Bayona
Görüntü Yönetmeni: Óscar Faura
Senaryo: Sergio G. Sánchez
Müzik: Fernando Velázquez
Oyuncular: Belén Rueda, Fernando Cayo, Roger Príncep
Not: 7/10

İspanyol sineması, bence Kore sineması ile birlikte geçtiğimiz 15-20 yıl içinde en iyi filmleri ve yönetmenleri çıkaran Hollywood dışı sinema. El Laberinto del Fauno yönetmeni Guillermo Del Toro'nun yapımcılığını yaptığı El Orfanato da bu sinemanın iyi örneklerinden biri.

Çocukluğu yetimhanede geçen Laura daha sonra bu yetimhaneyi alır, eşi ve çocuğu ile burada yaşamaya başlar. Ancak yetimhanenin geçmişindeki olaylar onları rahat bırakmayacaktır. Geçmişte kötü olayların geçtiği bir evin daha sonraki sakinlerine rahat vermemesi korku sinemasında çok işlenen bir klişe. Ama El Orfanato bu dezavantajın üstesinden gelerek gerçekten sağlam bir gerilim filmi olmuş. Filmde korku-gerilim tarzından beklenmeyecek şekilde klasik bir kötü karakter olmaması filmin lehine işleyen bir unsur.

Filmin sonu gerçekten iç burkan türden, uzun zamandır böylesine etkileyici bir final izlememiştim. Sadece filmin son sahnesi biraz gereksiz olmuş. Belén Rueda, Laura rolünde çok etkileyici. Oğlunu bulmak annenin isteyen duygularını neredeyse birebir seyirciye geçiriyor.

Juan Antonio Bayona ilk uzun metrajlı filmini çeken bir yönetmen olarak gerçekten başarılı. Bundan sonraki filmleri de takip etmek lazım.

25 Şubat 2008 Pazartesi

Oscar Ödülleri - 2008 - Kazananlar


2008 Oscar ödülleri bu sabaha karşı yapılan törenle sahiplerini buldu. İş nedeni ile gece kalkıp töreni izleyemedim, bu gece tekrarını seyredeceğim.

Benim için en büyük sürpriz Akademi'nin ödül vereceğini hiç tahmin etmediğim, çok başarılı Fransız oyuncu Marion Cotillard'ın Edith Piaf'ı canlandırdığı rol ile en iyi kadın oyuncu ödülünü alması oldu.

Dün gece tahminlerimi burada yapmıştım. 20 tahminimden 12'sinde kazananları bilmişim. Çok süper olmasa da idare eder diye düşünüyorum. Kazananların listesi aşağıda, doğru tahmin yaptıklarımı koyu olarak işaretledim.

En İyi Film : No Country for Old Men
En İyi Yönetmen : Joel Coen, Ethan Coen - No Country for Old Men
En İyi Erkek Oyuncu : Daniel-Day Lewis - There Will Be Blood
En İyi Kadın Oyuncu : Marion Cotillard - La Môme
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu : Javier Bardem - No Country for Old Men
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu : Tilda Swinton - Michael Clayton
En İyi Orjinal Senaryo : Diablo Cody - Juno
En İyi Uyarlama Senaryo : Joel Coen, Ethan Coen - No Country for Old Men
En İyi Görüntü Yönetmeni : Robert Elswit - There Will Be Blood
En İyi Kurgu : Christopher Rouse - The Bourne Ultimatum
En İyi Sanat Yönetmeni : Dante Ferretti, Francesca Lo Schiavo - Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street
En İyi Kostüm Tasarımı : Alexandra Byrne - Elizabeth: The Golden Age
En İyi Makyaj : Didier Lavergne, Jan Archibald - La Môme
En İyi Film Müziği : Dario Marianelli - Atonement
En İyi Şarkı : Glen Hansard, Markéta Irglová (Falling Slowly) - Once
En İyi Ses : Scott Millan, David Parker, Kirk Francis - The Bourne Ultimatum
En İyi Ses Kurgu : Karen M. Baker, Per Hallberg - The Bourne Ultimatum
En İyi Görsel Efekt : Michael L. Fink, Bill Westenhofer, Ben Morris, Trevor Wood - The Golden Compass
En İyi Animasyon : Brad Bird - Ratatouille
En İyi Yabancı Film : Die Fälscher - Austria

24 Şubat 2008 Pazar

Oscar Ödülleri - 2008

2008 yılının Oscar ödülleri bu gece sahiplerini bulacak. Oscar'lara sinemasal anlamda çok fazla değer vermesem de ödül törenini izlemeyi severim. Ödül yarışında adı geçen filmler ise genellikle belli bir düzeyi tutturmuş izlemeye değer filmler oluyorlar. O yıl içinde Amerikan sinemasının ürettiği binlerce filmden hangilerinin söz edilmeye değer oldukları konusunda insana fikir veriyor Oscar ödülleri. Özellikle bu sene hayranı olduğum Coen biraderlerin ve Paul Thomas Anderson'un filmlerinin de ciddi adaylar olması Oscar'ları daha bir merakla beklememe yol açıyor.

Kimin ödül alacağı konusunda kendi tahminlerimi yapmak istiyorum. Bakalım kaçta kaç tutturacağım.

En İyi Film : No Country for Old Men
En İyi Yönetmen : Joel Coen, Ethan Coen - No Country for Old Men
En İyi Erkek Oyuncu : Daniel-Day Lewis - There Will Be Blood
En İyi Kadın Oyuncu : Julie Christie - Away From Her
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu : Javier Bardem - No Country for Old Men
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu : Cate Blanchett - I'm Not There
En İyi Orjinal Senaryo : Diablo Cody - Juno
En İyi Uyarlama Senaryo : Joel Coen, Ethan Coen - No Country for Old Men
En İyi Görüntü Yönetmeni : Robert Elswit - There Will Be Blood
En İyi Kurgu : Christopher Rouse - The Bourne Ultimatum
En İyi Sanat Yönetmeni : Dante Ferretti, Francesca Lo Schiavo - Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street
En İyi Kostüm Tasarımı : Alexandra Byrne - Elizabeth: The Golden Age
En İyi Makyaj : Ve Neill, Martin Samuel - Pirates of the Caribbean: At World's
EndEn İyi Film Müziği : Dario Marianelli - Atonement
En İyi Şarkı : Alan Menken, Stephen Schwartz (So Close) - Enchanted
En İyi Ses : Paul Massey, David Giammarco, Jim Stuebe - 3:10 to Yuma
En İyi Ses Kurgu : Randy Thom, Michael Silvers - Ratatouille
En İyi Görsel Efekt : Scott Farrar, Scott Benza, Russell Earl, John Frazier - Transformers
En İyi Animasyon : Brad Bird - Ratatouille
En İyi Yabancı Film : 12 - Russia

27 Ocak 2008 Pazar

Blood and Chocolate (2007)

Yönetmen: Katja von Garnier
Görüntü Yönetmeni: Brendan Galvin
Senaryo: Ehren Kruger,Christopher Landon
Müzik: Reinhold Heil,Johnny Klimek
Oyuncular:Agnes Bruckner,Hugh Dancy,Oliver Martinez
Not: 4/10

Dün gece televizyonda vakit geçirmek için izleyecek birşeyler ararken Digitürk'te bu filme rastladım. Kurt adam ve vampir filmlerine olan merakım nedeniyle izleyeyim dedim ama pişman oldum. Karşıma o kadar klişe bir film çıktı ki. Bizim Yeşilçam'ımızın zengin kız-fakir oğlan imkansız aşkını kurt kız-insan adam şeklinde izliyormuş gibi hissettim kendimi. Kurt adam felsefesi arka fonda sos niyetine kullanılmış ama hikayeye hiçbir katkısı yok. Aksiyonu, gerilimi olmayan bir kurt adam filmi çekmiş yönetmen. Oyunculuklar da çok kötü. Underwold yapımcılarından denilerek reklamı yapılmış ama Underworld bunun yanında başyapıt gibi kalıyor. Tek güzel bulduğum yönü kurda dönüşme sahnelerinin kötü efektlere rağmen fikir olarak hoş olması.

Atonement (2007)

Yönetmen: Joe Wright
Görüntü Yönetmeni: Seamus McGarvey
Senaryo: Christopher Hampton
Müzik: Dario Marianelli
Oyuncular:James McAvoy,Keira Knightley,Saoirse Ronan,Romola Garai,Vanessa Redgrave
Not: 7/10

Bu sene iş yoğunluğundan dolayı sinemayı eskisi kadar yakından takip edemedim. Özellikle Oscar mevsimi yaklaştıkça vizyona giren ödül adayı filmlerin hemen hemen hiçbirini izlemedim denilebilir.

Altın Küre'yi kazananlar açıklandı,BAFTA-Oscar ve sinema derneklerinin adayları da belli oldu. Her sene olduğu gibi belli filmler öne çıkmış durumda. Bunlardan biri de Altın Küre'de drama dalında en iyi film seçilip Oscar'larda da en iyi film adaylarından biri olan Atonement.

Atonement, Ian McEwan'ın romanından Christopher Hampton tarafından uyarlanmış. Yönetmeni ise seyretme fırsatı bulamadığım Pride and Prejudice'ın yönetmeni Joe Wright.

Film 2. Dünya Savaşı öncesi İngiliz kırsalında bir malikanede yaşanan bir günün 13 yaşındaki Briony, ablası Cecilia ve hizmetçilerinin oğlu olan sevgilisi Robbie'nin hayatlarını nasıl etkilediğini anlatıyor. Robbie, ailenin parası ile üniversitede okumaktadır. Cecilia ile birbirlerine aşıktırlar ama filmin başında duygularını henüz tam olarak birbilerine açamamışlardır. Robbie'ye platonik bir ilgi duyan Briony, ablası ve Robbie arasında yakınlaşma çabalarına tanık olur ve yanlış anlamalar başlar.En son ablası ve Robbie'yi sevişmeye çalışırlarken görünce bu yanlış anlamalar doruk noktasına ulaşır.O gece evde kendisinin doğum günü kutlaması için verilen yemek sonrası çıkan olaylarda genç adamı yapmadığı birşey ile suçlayarak herkesin hayatını değiştirecektir.

En son söyleceğimi en baştan söyleyeyim, Atonement beklediğim kadar iyi bir film değil. Ama kesinlikle izlemeye değer. Özellikle filmin insanların bütün hayatını etkileyen günü üç kişinin gözünden anlattığı ilk yarısı, çok güzel bir görüntü yönetimi ve etkileyici bir müzik ile oldukça umut verici. Filmin ikinci yarısı ise bambaşka bir havaya bürünüyor. Robbie'nin 2. Dünya Savaşı ile askere gitmesi ile Cecilia'ya duyduğu özlemi savaş sahneleriyle paralel olarak oldukça güzel anlatmış Joe Wright. Romanı okumadığım için detaylı yorum yapamıyorum ama edebiyat uyarlamalarının sinemaya aktarılmasında en zor taraf olan tasvirler ve geriye dönüşler çok başarılı kullanılmış. Teknik olarak mükemmele yakın bir iş yapılmış ama filmin en zayıf tarafı olan hikaye filmin kendisinin de çok iyi olmasını engellemiş. İlk yarıda merak unsuru ve gerçekten özel bir yönetmenlik başarısı ile nispeten ilgi uyandıran hikaye ikinci bölümde gitmiyor. Açıkçası ikinci yarının sürpriz finaline kadar olan bölümü bence çok daha kısa olabilirdi.

Oyunclara gelince James McAvoy filmin ikinci yarısının gitmemesinin sebeplerinden birisi. Robbie'nin Cecilia'ya duyduğu aşkı kendisinin oyunculuğu ile değil, yönetmenin başarısı ile hissedebildim. Keira Knightley ise her zamanki gibi başarılı. Filmin oyunculuk açısından cevherleri ise Briony'nin üç ayrı yaşını canlandıran aktrisler. Özellikle 13 yaşındaki halini oynayan Saoirse Ronan mükemmel.

25 Ocak 2008 Cuma

En İyi 10 Filmim

En sevdiğim 10 , en nefret ettiğim 5 gibi listelere bayılırım. Dergilerde, gazetelerde ne zaman böyle listeler görsem hemen merakla okurum. Keza yıl sonlarında yayınlanan yılın en iyi 10'u,en kötü 5'i gibi listeleri okumak da çok keyiflidir.

Arada ben de defter-kalem böyle listeler yaparım. Blog sahibi olmanın en güzel taraflarından biri de sanırım böyle listeleri buradan paylaşabilmek olacak.

Seyrettiğim filmler arasından seçtiğim gelmiş geçmiş en iyi 10 film listemle başlıyorum. Bu listeye girecek kadar beğendiğim başka filmler olduğunda iletiyi güncelleyeceğim.

1 - 2001:A Space Odyssey (1968) - Stanley Kubrick
2 - Persona (1966) - Ingmar Bergman
3 - Fa Yeung Nin Wa / In the Mood for Love (2000) - Wong Kar Wai
4 - Fight Club (1999) - David Fincher
5 - Sunset Blvd. (1950) - Billy Wilder
6 - Dr. Strangelove (1964) - Stanley Kubrick
7 - Vertigo (1958) - Alfred Hitchcock
8 - One Flew Over the Cuckoo's Nest (1975) - Milos Forman
9 - Mulholland Dr. (2001) - David Lynch
10- The Graduate (1967) - Mike Nichols

23 Ocak 2008 Çarşamba

Heath Ledger (1979-2008)



Bu sabah okuduğum bir haber beni gerçekten şok etti. Kendi kuşağının en iyi aktörlerinden biri olarak gösterilen Heath Ledger New York'taki evinde dün gece ölü bulunmuş. Ölüm nedeni olarak aşırı miktarda uyku ilacına bağlı olarak kalp krizi geçirmesi gösteriliyor.

Kendisinin bu yaz yeni Batman filmi Dark Knight'ta -fragmanından izlediğim kadarıyla inanılmaz başarılı- Joker rolünde performansını merakla bekliyordum. Her türlü ölüm acıdır ama henüz 29 yaşında Brokeback Mountain, The Brothers Grimm, A Knight Tale, The Patriot, 10 Things I Hate About You gibi filmlerde çok başarılı performanslar çıkarmış, geleceği de çok parlak görünen bir insanin ölümü daha da üzücü.

RIP Heath.

22 Ocak 2008 Salı

My Blueberry Nights (2007)

Yönetmen: Wong Kar Wai
Görüntü Yönetmeni: Darius Khondji
Senaryo: Wong Kar Wai,Lawrence Block
Müzik: Shigeru Umebayashi
Oyuncular:Norah Jones,Jude Law,David Strathairn,Rachel Weisz,Natalie Portman
Not: 9/10

Wong Kar Wai en sevdiğim yönetmenlerden biridir. In the Mood for Love ise en iyi 10 filmim listesine rahatlıkla girer.

Favori görüntü yönetmeni Christopher Doyle ile kurdukları ortaklıkla sinemada izlediğim en güzel görüntülerden bazılarını armağan etmişlerdir bana. Özellikle In the Mood for Love'da müzik ve görüntüleri eşsiz bir uyumla kullanarak, bugün bile anımsadıkça yüreğimi titreten aşk hikayesini anlatan bir başyapıt yaratmıştır. Arkasından gelen 2046 de çok iyi bir film olmasına karşın In the Mood for Love'dan sonra aynı etkiyi vermiyordu.

Çinli ustanın bundaki sonraki filmi olarak açıklanan My Blueberry Nights hakkındaki haberleri uzun süredir takip ediyordum. Cannes film festivali gösterimi sonrasında da hakkında eleştirileri merakla okudum. Genel olarak film beğenilmesine karşın yönetmenin Amerika'da çektiği bu filmle köklerinden uzaklaşarak daha önceki başarılarından uzakta olduğu fikri hakimdi.

Geçtiğimiz haftalarda eşimle gidecek film seçmeye çalışırken, filmin Benim Aşk Pastam gibi oldukça saçma bulduğum bir isimle nihayet vizyona girdiğini gördük ve hemen izlemeye karar verdik.

Konusunu çok genel olarak özetleyecek olursam ; film Norah Jones'un canlandırdığı Elizabeth karakterinin uğradığı aşk ihanetinin acısından Jude Law'un cafesinde , onunla sohbet ederek kurtulmaya çalışması ile başlıyor. İkisi arasında bir yakınlaşma başlasa da Elizabeth daha önceki yaşadığı aşk acısının hemen ardından yeni bir ilişki ile yüzleşmeye hazır değildir. New York'ta yaşayan Elizabeth , Amerika içinde yolculuğa çıkarak , çeşitli yerlerde çalışarak kendisi tanımaya ve ne istediğini bulmaya çalışır. Yolculuk sırasında ise çok değişik karakterlerde insanlarla tanışacaktır.

Kar Wai bu kez kendi kültürüne ait bir hikayeyi anlatmıyor.Sinemasını sevdiğini çok kereler belirttiği Amerika'yı ve onun kültürüne ait bir hikayeyi anlatmayı deniyor. Çoğu eleştirilerde başarılı bulunmuyor ama ben filmi çok sevdim. Ustanın Chungking Express , In the Mood for Love gibi büyük başyapıtları seviyesinde değil ama onların hemen ardından gelen alçakgönüllü , anlattığı pastaların lezzetinde şeker gibi bir film. Christopher Doyle'in yerini alan bir başka büyük görüntü yönetmeni Darius Khondji'nin mavinin tonlarıyla bezenmiş nefis görüntüleri, Norah Jones'un olduğu filme yakışan çok güzel müzik çalışması filmi izlemeyi çok keyifli bir işitsel ve görsel deneyim haline getiriyor. Ana hikaye ve Elizabeth'in yolculuğu sırasında anlatılan yan hikayeler In the Mood for Love kadar vurucu değil , ama yine de ilgi çekiciler ve kendilerini merakla izlettiriyorlar.

Oyunculara gelince , Norah Jones ve Jude Law iyiler. Yan karakterlerde David Strathairn,Rachel Weisz ve Natalie Portman mükemmel oynuyorlar ve oynadıkları karakterleri unutulmaz kılıyorlar. Özellikle Natalie Portman'ın kumarbaz pokercisi mutlaka izlenmesi gereken bir karakter.