Spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ocak 2011 Pazar

Beşiktaş ve Schuster

Ben Beşiktaş'lıyım. Beşiktaş'lı olup bugünlerde takımımız hakkında yorum yapmadan durabilmek imkansız. Hem Schuster hem de biliçli olarak futbol izlemeye başladığım 1980'lerin ortalarından beri kurulmuş en heyecan verici Beşiktaş takımlarından biri hakkında bir şeyler karalayayım.

Herhalde hiçbir Beşiktaş teknik direktörü Schuster kadar taraftarı ikiye bölmemişti daha önce. Haksız da sayılmazlar,çok kafa karıştırıcı bir sezon geçiriyor Beşiktaş. Schuster'i olumlu-olumsuz listesi yaparak analiz edecek olursak;

Olumlu:
- Beşiktaş'ın uzun zamandır hiçbir Türk takımının yapmadığı kadar oyunu rakip yarı sahada oynamaya çalışması. Topun kaybedildiği yerde uygulanmaya çalışılan pres, defansın ileride basarak takımın boyunu kısaltması. Galatasaray'ın UEFA şampiyonluğunu kazanan takımından beri bu topraklarda uygulanmaya çalışılan en özgün sistem. Tabii takım henüz yolun çok başında.
- Quaresma'dan verim alma konusunda çok başarılı olması
- Basın karşısında sözünü esirgememesi
- Gençlere şans tanıması. Necip'in Cenk'in oynamaya başlamaları, İsmail'in son dönemde artan formu
- Avrupa'da oynanılan oyun ve tarihte ilk defa gruplardan çıkılması

Olumsuz:
- Oyuna müdahale konusunda son IBB maçı da gösterdi ki başarılı değil. A planı zora girdiğinde hızlı bir şekilde B planına geçebildiğimiz maç hatırlamıyorum bu sene. İlk golü yediğimiz maçlarda galibiyetimizin olmaması da bunun bir sonucu bence.
- Yaşlı oyunculardan kurulu bir takımız ve Schuster rotasyonu maalesef iyi yapamıyor. İlk yarıda Ernst'in, ikinci yarıda Guti'nin, Aurelio'nun üzerine çok fazla yük bindi. İlk geldiği dönemler bu rotasyon konusunda daha iyiydik. Umarım saçma sapan rotasyon eleştirileri Schuster'i kötü etkilememiştir.
- Guti ve Aurelio ile sadece 2 orta saha oynamak bu oyuncular diri iken ve önde basma ile güzel futbolun bir ön adımı. Yalnız bir problem var, bu adamlar 35 yaşında. Dolayısı ile rotasyon ile dinlendirme ve zaman zaman daha dirençli bir orta saha oynamak şart. Necip,Ernst,Fernandes ile hem dirençli orta saha işi, hem de ileride basarak oyunu rakip yarı sahada oynamak başarılabilir. Guti aklı ile diri olduğu zaman yapabildiklerinin sınırı olmayan bir adam.

Görüldüğü gibi kafa karıştırmaya oldukça müsait bir tablo. Takımın oyununu seyretmek çok büyük keyif, oyuncularında bu oyunu oynamaktan keyif aldıkları ortada. Ama bu durumun sürmesi için kazanmaya devam etmenin yollarını bulmak gerekli. Schuster'i ve Beşiktaş'ı izlemeye devam.

Novak Cokoviç - 2011 Avustralya Açık


2008 yılından beri yazmamışım bu bloga. Tekrar bir şeyler yazmaya niyetleniyordum bir süredir. Eski yazdıklarıma şöyle bir bakarken Novak Cokoviç'in 2008'de Avustralya'da ilk Grand Slam şampiyonluğunu kazanması üzerine yazdıklarımı okudum. Sırp tenisçi o tarihten sonraki ilk şampiyonluğunu 3 yıl sonra yine bir Avustralya Açık'ta kazanınca başlamak için aradığım konuyu buldum.
Cokoviç ilk şampiyonluğunu kazandığında 20 yaşında genç bir tenisçiydi. Bugün 23 yaşında. Semih Şentürk esprisi yaparsak hala genç diyebiliriz! 2008-2011 arasında hep belli bir seviyede tenis oynamasına (aradaki 11 grand slam da çeyrek final göremediği turnuva sayısı sadece 2) karşın Nadal-Federer seviyesine ulaşamamıştı. Ama bu turnuvada sadece 2 maçını seyredebilmeme rağmen eski seyrettiğim maçlarına göre çok iyiydi. Federer'in eski dominantlığından çok uzak olduğunu, Nadal'ın ise çok sık sakatlandığını göz önüne alırsak Cokoviç için gelecek daha da parlak olabilir.

11 Haziran 2008 Çarşamba

EURO 2008 - İlk Maçlar Sonunda

Gruplarda ilk maçlar dün akşam tamamlandı. Genel anlamda güzel futbolun oynandığı bir turnuva oluyor. Özellikle Almanya, Hollanda ve İspanya oynadıkları futbolla bir adım öne çıkan takımlar.

Biz, turnuvaya oldukça kötü bir futbolla başladık. Bir sistemimizin olmaması, teknik direktörümüzün devamlı oyuncu ve diziliş değiştirmesi nedeni bir kimlik oluşturamadık. Portekiz karşısında özellikle ilk yarıda kademeli savunmada başarılı olmuşuz gibi gözüktü ama topu hiç kullanamadığımızdan devamlı Portekiz'e bizim yarı sahamızda oynama fırsatı verdik. İkinci yarıda da bunun bedelini ödedik. Gruptan çıkmamız için mutlaka topu kullanabilecek güçlü koşan bir orta saha oluşturmamız lazım. Ayhan ve Mehmet Topal'ın düşünülmesi gerekiyor.

Beni hayal kırıklığına uğratan takımlardan biri Rusya. Özellikle Hiddink faktörü ile başarılı olabileceklerini düşünüyordum ama İspanya'nın bol paslı, hızlı atağa çıkan ve çok iyi iki forvetle tamamlanan yapısı karşısında özellikle ikinci yarıda dağıldılar.

En beklemediğim performans ise Avusturya'dan geldi. Turnuvanın en zayıf takımı olarak gösteriliyordular. Ama Hırvatistan karşısından özellikle ikinci yarı çok iyi oynadılar. Etkili kanat varvasyonları ,bulunan pozisyonlar Avusturya'nın bu grupta kolay lokma olmayacağını gösterdi. Polonya'yı zorlayabileceklerini düşünüyorum.

Ölüm grubunda ise Fransa'nın Romanya karşısında oynadığı futbol çok kötüydü. Fransızların Hollanda karşısında etkili savunmaları ile İtalya'nın durumuna düşeceklerini sanmıyorum. Lakin hücum varvasyonlarını geliştirmezlerse bu sistemle çok zor pozisyon bulurlar. Domenech'in özellikle Zidane'ın da yokluğunda biraz değişik birşeyler denemesi gerekiyor.

8 Haziran 2008 Pazar

Rafael Nadal - 2008 Roland Garros

Rafael Nadal Roland Garros finalinde Roger Federer'i sadece 4 oyun vererek 3-0 yendi. Son dönemlerde izlediğim en dominant tenis performansını ortaya koydu. Öyle ki Federer maça hiçbir şekilde giremedi bile. Federer bu sene eski performansından biraz uzak ve bu maç için son derece vurdumduymaz olsa da Nadal'ın bu sene Roland Garros'da sergilediği performans tek kelimeyle müthiş. Cokoviç ve Federer ile oynamasına rağmen hiç set vermeden şampiyon oldu.

Bu aynı zamanda Rafa'nın Roland Garros'da üstüste dördüncü şampiyonluğu. Modern zamanlarda bu turnuvayı Bjorn Borg'dan sonra en çok kazanan tenisçi oldu. Borg'un dördü üstüste olmak üzere 6 şampiyonluğu var.

Bu sene Wimblodon'da Nadal-Cokoviç-Federer kapışması ilginç olacak. Federer bu sene iki grand slam turnuvasını da kaybetti. Böylesine kötü başladığı bir senede Wimblodon'u üstüste altıncı kez kazanmak isteyecektir. Tenisseverler için bu sene Wimblodon daha bir beklenesi hale geldi.

7 Haziran 2008 Cumartesi

Ana İvanoviç - 2008 Roland Garros

Ana İvanoviç, Dinara Safina'yı rahat bir maçtan sonra 2-0 yenerek kariyerinin ilk grand slam şampiyonluğunu Roland Garros'da kazandı. Kendisi aynı zamanda Grand Slam kazanan ilk Sırp kadın tenisçi olmuş. Justine Henin'in tenisi bırakması, Mariya Şarapova'nın da Dinara Safina'ya yenilmesi ile dünya sıralamasının yeni 1 numarası olmuştu.

EURO 2008


Çift yılların en büyük eğlencelerinden biri de futbolun yaz turnuvalarıdır benim için. İster Dünya Kupası, ister Avrupa Şampiyonası olsun 1 ay süreyle insan futbola doyuyor. EURO 2008 az sonra İsviçre-Çek Cumhuriyeti maçı ile başlıyor ve ben de heyecanla tv karşısına kurulmayı bekliyorum.

Biz de EURO 2004 ve WC 2006 'da ara verdikten sonra tekrar bu platfomdayız. İlk maçımız bu gece Portekiz ve Cristiano Ronaldo'ya karşı. Grupta şansımızın zayıf olduğunu düşünüyorum ama futbol bu, oyunun büyüsü her zaman sürprizlerle dolu olmasında.

Çeyrek final adaylarım; Portekiz-Çek Cumhuriyeti-Almanya-Hırvatistan-Fransa-İtalya-İspanya ve Rusya. Grup maçları bitiminde kontrol etmek lazım bu listede kaçta kaç tutturacağımı.

6 Haziran 2008 Cuma

NBA 2008 Final - Boston Celtics vs. Los Angeles Lakers


Çocukluk ve ilk gençlik dönemini 80'lerin sonunda yaşayan benim kuşağım NBA'i Murat Murathanoğlu'nun TRT'de anlattığı Lakers-Celtics maçları ile tanıdı. Magic Johnson ve showtime Lakers'ı , Larry Bird ve arkadaşlarının Celtics'ine karşı izlemek NBA'i bizim gözümüzde büyülü bir yer yapmıştı.

İki takım 20 yıl aradan sonra tekrar NBA finallerinde. En sevdiğim oyunculardan biri olan Paul Pierce'ı burada günümüzün en büyük NBA efsanesi Kobe Bryant'a karşı izlemek de çok güzel olacak.

İlk maç bu sabaha karşı oynandı ve Celtics iyi savunması ile kazanarak 1-0 öne geçti. Seriyi Boston'nun NBA'in bence en iyi hücum eden takımına karşı ne ölçüde savunma yapabileceği
belirleyecek. Ev sahibi avantajı ile Boston'u biraz daha şanslı görüyorum.Ama Kobe Bryant'ın olduğu takım her an herşeyi yapabilme kapasitesine sahip bir takımdır.

1 Nisan 2008 Salı

Şampiyonlar Ligi 2008 Çeyrek Final Maçları

Roma-Manchester United
Roma bu sezonun benim için en başarılı takımlarından biri. Diğer büyük takımlara göre vasat sayılabilecek kadroları ile hem Serie A'da hem de Şampiyonlar Ligi'nde oldukça başarılılar. Luciano Spalletti modern futbolun gereklerini yerine getirebilen sistem ve oyuncularla nasıl başarılı olunacağının canlı bir kanıtı. Ama bu turda en büyük şanssızlıkları karşılarında Manchester United'ı bulmaları. Manchester bu senenin bence en iyi takımı ve Şampiyonlar Ligi'nin de 1 numaralı favorisi. Özellikle son haftalarda form durumları yükseldikçe mükemmel bir top oynuyorlar. Cristiano Ronaldo eskiden olduğu şımarık,yetenekli topçudan dünyanın en iyi oyuncusuna dönüştü. Sahada inanılmaz şeyler yapıyor. Sir Alex Ferguson yeni bir rüya takım yaratmak üzere. İlk maçta Totti'nin olmamasına rağmen Roma beraberlik koparabilir ama Manchester United bu turun favorisi.

Schalke-Barcelona
Barcelona bu sezon inanılmaz güçlü kadrosuna rağmen tam bir hayal kırıklığı. La Liga'da şampiyonluk hedeflerinden uzaklaşmak üzereler. Şampiyonlar Ligi'nde ise şanslı bir kura ile Schalke ile oynayacaklar. Diğer büyük favoriler karşısında kadrolarındaki sakatlar ve bu form durumları pek şansları olmazdı. Schalke bu sene çok fazla seyredemediğim bir takım ama Barcelona ne kadar kötü olursa olsun, Porto önünde seyrettiğim Schalke'nin bu turu atlayabileceğini zannetmiyorum. Kalecileri Neuer'i Porto önünde çok beğenmiştim ,Barca karşısında da izlemek lazım. Favorim Barcelona.

Arsenal-Liverpool
Arsenal genç kadrosu ile bu sene gerçekten çok güzel işler yaptı. Ne kadar yaşlı ve yorgun bir kadroya sahip olsalar da Milan'ı elemek önemli bir başarı. Hleb-Fabregas-Flamini ve sağlıklı olduğunda bunlara eklenecek Rosicky orta sahasını yaratan Arsene Wenger'e hayranlığım gittikçe artıyor. Bu eşleşme aslında bir açıdan da iki büyük hocanın mücadelesi olacak. Rafa Benitez Şampiyonlar Ligi'nde kendini ispat etmiş bir teknik direktör ve takım üzerindeki etkisi çok büyük. Liverpool bu aşamalarda çok tecrübeli ve Gerrard-Torres gibi muhteşem bir ikilisi var. Gönlüm Arsenal dese de Liverpool daha iyi yaptığı takım savunması ile bu turu geçecek gibi geliyor bana.

Fenerbahçe-Chelsea
Fenerbahçe buraya gelene kadar bu ligde çok üst düzey top oynadı ve bunu sonuca da yansıttı. Özellikle Sevilla maçlarında sergilenen mental dayanıklılık çok etkileyiciydi. Chelsea çok iyi bir kadroya sahip, zayıf bölgleri neredeyse yok. Ama oynadıkları futbol bu kadronun potansiyelinin çok altında. Avram Grant, Maurinho sonrası sonuç olarak başarılı olsa da Chelsea'nin oyun kalitesinde gerileme var. Son zamanlarda seyrettiğim maçlarda duran toplardan kolay gol yiyorlar. Bu da Fenerbahçe için avantaj. Drogba belki de günümüzün en etkili ve en yırtıcı forveti. Fenerbahçe onu durdurabildiği ölçüde tura ortak olacaktır. Chelsea çok zorlanacaktır ama oyuncu kalitesi ve tecrübeleri ile bence tura daha yakın.

14 Mart 2008 Cuma

Şampiyonlar Ligi Kura Tahminleri

Eşleşme analizlerimi de kuralardan sonra yapacağım.

Fenerbahçe-Arsenal
Barcelona-Liverpool
Roma-Schalke 04
Manchester United-Chelsea

3 Şubat 2008 Pazar

Pau Gasol Lakers'ta

L.A. Lakers , Shaquille O'Neal gittiğinden beri taraftarları ve Kobe Bryant tarafından özlemle beklenen takas hamlesini yaparak Pau Gasol'u kadrosuna kattı. Sadece Kwame Brown, Javaris Crittenton ve 2 adet draft hakkı karşılığında gerçekleşen bu takası duyduğumda oldukça şaşırdım. NBA'de özellikle istediği hedeflere ulaşamayan ve yeniden yapılanmak isteyen takımların yıldızlarını değerlerinin oldukça altında takas etmeleri görünmeyen birşey değil ama Lakers G.M.'i Mitch Kupchak'ın böyle bir işi başarabileceğini hiç aklıma getirmemiştim.

Gasol, sırtı dönük oyunu ve giderek gelişen savunması ile Lakers pota altına büyük güç getirecektir. Özellikle Andrew Bynum sakatlıktan döndükten sonra muazzam bir blok tehdidi oluşturacaklar. NBA'in bence şu andaki en iyi oyuncusu olan Kobe Bryant, Lamar Odom, Bynum, Gasol ve yedek bankındaki iyi oyuncular ile Lakers yıllar sonra tekrar ciddi bir şampiyonluk adayı. Özellikle Lakers'ı iki senedir playofflardan eleyen Phoenix Suns'ın başı ciddi anlamda dertte gibi.

Boston Celtics'in de bu sene doğu konferansının en ciddi final adayı olması ile , L.A. Lakers - Boston Celtics finali ihtimali bile çocukluklarını 80'lerde geçirmiş ve NBA'i Magic Johnson - Larry Bird rekabeti ile tanımış benim kuşağımı heyecanlandırmak için yeterli.

27 Ocak 2008 Pazar

Novak Cokoviç - 2008 Avustralya Açık

Novak Cokoviç kariyerinin ilk grand slam şampiyonluğunu Avustralya Açık 2008'de kazandı. Roger Federer'i izleyemediğim maçta 3-0 yendikten sonra finalde turnuvanın en büyük sürprizi olan Jo-Wilfried Tsonga'yı 3-1 yendi. Çok keyifli, gerçekten güzel hareketlerin olduğu bir maçtı. Cokoviç çok daha teknik ve komple bir tenisçi olarak hak edilmiş bir galibiyet aldı. Tsonga çok güçlü servislere ve etkili forehand vuruşlara sahip ama Cokoviç, Federer gibi isimleri yenmek için tenisini biraz daha geliştirmeli. Bu potansiyele fazlasıyla sahip. İlerideki turnuvaları daha bir merakla bekliyorum. Özellikle Cokoviç - Federer rekabeti çok keyifli olmaya aday.

Bir de not olarak Cokoviç'e ne kadar gıcık bir aileye sahipmişsin be kardeş demek istiyorum :)

26 Ocak 2008 Cumartesi

Mariya Şarapova - 2008 Avustralya Açık

Mariya Şarapova bu sabah Ana İvanoviç'i 7-5, 6-3 lük setlerle 2-0 yenerek kariyerinin 3. Grand Slam şampiyonluğunu kazandı. Böylece bu şampiyonaya 5 numaralı seribaşı olarak katılmasına yol açan düşüşteki kariyerine yeni bir ivme kazandırma fırsatını yakaladı.